Ocak 30, 2026
CHP’li Sertel’den NEO TV’de eleştiri yağmuru! Başkan Pehlivan’a ‘Belediyeyi batırdı’ dedi, AK Parti’li vekilleri hedef aldı: Sudan ucuz siyaset yapıyorlar!

EGEPOSTASI- Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İzmir önceki dönem Milletvekili Atila Sertel, NEO TV ekranlarında yayınlanan Manşet programında Türkiye ve İzmir gündemini masaya yatırarak çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Sertel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın basınla olan ilişkisine değerlendirmelerde bulunarak, “Küsmemesi gerekiyor. Yerel yönetimler eleştiriye açık olmalı. Gazeteleri ve gazetecilere küsülmez. Senin haberlerini medya veriyor ise eleştiri hakkını da kullanıyor, kullanmalı. Kullanmıyorsa doğru değildir. Yöneticileri böyle rahatsız etmeli. Neden biliyor musun rahatsız etmeli? Hata yapmasının önüne geçiriyor. Dördüncü kuvvet oradan geliyor zaten. Yani yasama yargı yürütmeden sonra medya denetimi çok önemli. Yerel yönetimler eleştiriye açık olmalı” şeklinde konuştu.

İzmir’deki su krizine ilişkin yaşanan sürece de değinen Sertel, iktidar vekillerini hedef alarak “İktidar milletvekillerine düşen sadece gelip burada bağırıp çağırmak, belediyeleri eleştirmek değil. İzmir’in sorunlarına çözüm bulmak. Sen iktidarın vekilisin kardeşim. Sen muhalefet partisinin milletvekili değilsin ki. İzmir’de su sorunu varsa bu Cemil Tugay’ın sorunu değil sadece. Cemil Tugay suyu nasıl bulacak çıkaracak da getirecek verecek?” ifadelerine yer verdi.

CHP’li Sertel’den NEO TV’de eleştiri yağmuru! Başkan Pehlivan’a ‘Belediyeyi batırdı’ dedi, AK Parti’li vekilleri hedef aldı: Sudan ucuz siyaset yapıyorlar!

“240 BARAJI NEREYE YAPIYORSUN?”

CHP’li Sertel, Devlet Su İşleri (DSİ)’nin 240 baraj yapıldığına ilişkin yaptığı açıklamayı hatırlatarak AK Parti’li vekillere yönelik birtakım eleştirilerde bulundu.

Sertel, “DSİ açıklamış, ‘240 baraj yapıyoruz’ diyor. Tarım Orman Bakanlığı’nın internet sitesinde buldum ve ben şu an da milletvekili sorardım. Arkadaş bu 240 barajı nereye yapıyorsun? Nerede başladın? Ne zaman bitecek? Yok ne ismi var barajın ne cismi var. İzmirli CHP milletvekilleri bunu soru önergesi olarak verebilir, araştırma önergesi olarak verilebilir. Ayrıca iktidar milletvekilleri ‘Sayın Bakan 240 baraj yapıyorsan bunun kaçı İzmir’e yapılıyor?’ diye sorar değil mi? Bu sorgulamıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sorgulamasından ziyade siyaset yapanların da sorgulaması lazım”

“İZMİR 14 VERİYOR 1 ALAMIYOR”

Açıklamalarının devamında İzmir halkının ödediği vergilere dikkat çeken Sertel, vergilere karşılık yeterli hizmet verilmediğini savundu.

Sertel, “Sen buradan dünyanın vergisini alıyorsun. İzmirliler vergisini ödüyor. Maaşından kesiliyor, ödüyor, KDV’sinden ödüyor. Geçtiğimiz dönemde 4 veriyordu, 1 alıyordu. Şimdi 14 veriyor, 1 alamıyor İzmir. Hizmet olarak alamıyor merkezi iktidardan. 72. sıradayız. Neden bizim ilimiz cezalandırılıyor iktidar tarafından? DSİ’den su kuyusu açmak için izin isteniyor. Üstüne yatılıyor, izin verilmiyor. Şimdilerde izin çıktı” dedi.

“SUDAN UCUZ SİYASET”

Kent genelindeki susuzluğun iktidar kanadı tarafından polemiğe dönüşmesini eleştiren Sertel, “Siz bu kente yaptığınız hizmet, susuzluğu önlemek noktasında hangi hizmeti getirdiniz? Belediye başkanının görevi suyu dağıtmaktır, suyu bulmak değildir. Bak gelen su dağıtılır. Ankara’da da aynı problem yaşanıyor. Diyorlar ki yaşadık. Bunlar beceriksiz çıktı. Bunlar gidecek AKP’liler belediye başkanı olacak. Millet susuzluktan kırılıyor. Siz bunun üstünden, suyun üstünden siyaset yapıyorsunuz. Bu sudan ucuz siyaset” şeklinde konuştu.

“EN MASUMLARI ŞU AN Kİ BELEDİYE BAŞKANLARI”

CHP’li belediyelerin SGK borcunun temelinde enflasyon ve baskı olduğunu savunan Sertel, “Bütün bunları alt alta çizdiğimizde en masumları yine şu anki belediye başkanlarıdır. Çünkü birikmiş olan bütün sorunların altında kalmışlardır şu anda ve merkezi iktidarın da alabildiğine bir baskısı vardır. Nedir o baskı? Parasını kesiyor, kaynağından kurutuyor, SGK’sını kesiyor, geçmiş bitmiş eski borçları ödüyor. Sanki kendi borçsuzmuş gibi. Dünyanın her yerine uçan kuşuna borçlu. SGK primlerinin ödenmesinde asıl borçlular büyük patronlar, onlara dokunmuyor, yerel yönetimlere dokunuyor. Bu cezalandırmanın nedeni nedir biliyor musun? ‘Beceriksiz, niteliksiz, kötü yönetimleri bunlar yapıyor’ dedirtmek için yapıyorlar” diyerek algı yaratıldığını ileri sürdü.

AK PARTİLİ PEHLİVAN’A SATIŞ TEPKİSİ: MENEMEN’İ SATTI

CHP’li Sertel, AK Parti’li Menemen Belediyesi’ni sert sözlerle eleştirdi. Sertel, belediyenin mali yönetimini ve taşınmaz satışlarını hedef alarak, kamu mallarının hızla elden çıkarıldığını savundu.

Öte yandan AK Parti’li belediyelere yönelik borç uygulamalarında çifte standart olduğunu dile getiren Sertel, “AKP’li belediyelere gelince hangisi borcunu ödüyordu, hangisinden kesinti yapıyorsun? Menemen Belediye Başkanı Menemen’i sattı ya. Menemen Belediyesi’ne, Menemen’in kamuya ait arazisi kalmadı neredeyse. Batırdı belediyeyi. Korkunç bir rakam harcadı o zeytin ağaçlarına, palmiyelere. Birçoğu kurudu, birçoğu kötü durumda. Arkadaş böyle bir şey olabilir mi? Sen halkın malını, belediyelerin kamu mallarını nasıl bu kadar kısa sürede satıyorsun? Geleceğini satıyorsun o insanların. Menemenlerin geleceğini satıyorsun” şeklinde konuştu.

BORNOVA BELEDİYESİ’NE DİKKAT ÇEKTİ

CHP’li belediye başkanlarının da taşınmaz satışlarına dikkat çeken Sertel, duruma üzüldüğünü belirterek, “İzmir’de de bizim belediye başkanlarımızdan bazıları satıyor. Bu beni çok üzüyor. Bornova Belediyesi satıyor. Satmasın. Çünkü geçmiş dönemdeki belediye başkanı Mustafa İduğ mülk alan bir belediye başkanıydı. Ondan önce Olgun Atilla mülk alan bir belediye başkanıydı. Aziz Kocaoğlu. Bir santimetre kare yeri satmadılar. 1 cm kariyeri satılmadı. Ben buna üzülürüm” açıklamasında bulundu.

ÇAĞATAY GÜÇ’E ÖVGÜ VE TAVSİYE

CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün performansını değerlendiren Sertel, “Çok çalışıyor, onu görüyorum. Ve bütün ilçeleri ziyaret ediyor. Oradaki sorunları birer birer tespit ediyor. Öncelikle bilgi ve birikimini çoğaltıyor bölgesel olarak. Çağatay Güç genç bir arkadaş. Siyasette mücadelede önder olabilecek yapıda bir insan. O açıdan şu ana kadar ki çalışmalarını doğru buluyorum. Yani halkla bütünleşme, üyeyle, insanla, partiyle, örgütle bütünleşme noktasında iyi bir performans gösteriyor. Süreç içerisinde bu daha çok iyi noktaya doğru gidecektir. Bence eksik kalan bir yan şu, partide çok uzun yıllar emek vermiş, il başkanlığı yapmış, belediye başkanlığı yapmış, uzun yıllardır bu partide bulunan, büyüklerden oluşan bir yapıyla oturup İzmir’le ilgili bir toplantı yapması lazım. İstişare etmesi lazım” dedi.

“ISTAKOZCU, PETROLCÜ, ÇANTACI”

AK Partili vekilleri isim vermeden eleştiren Sertel, “Sürekli kötüleyen, yerel yönetimleri kötüleyen milletvekilleri var. Kadrolu. Bir ıstakozcu konuşuyor, bir petrolcü konuşuyor, bir çantacı konuşuyor” şeklinde konuştu.

“GÖRKEM DUMAN’A OPERASYON GİBİ GELDİ”

Buca Belediye Başkanı Görkem Duman’ın gündem yaratan Phuket Tatili’ne de değinen Sertel,

CHP’li Sertel, “Orada zamanlama sıkıntıydı. Kendi parasıyla, kendi arkadaşıyla, kendi biletçilerle ücretini kendisi olarak giden bir belediye başkanının sadece zamanlaması zamanlama manidardı o zaman olmasaydı işçilerin yanına ayrılmasaydı paralarını verip gitseydi bir gün sonra parası yatacaktı. Etik olmadı. Görkem Duman’a yönelik bir operasyon gibi geldi bana” ifadelerini kullandı.

CHP’Lİ VEKİLLER SAHADA YOK MU?

CHP İzmir’in vekillerinin sahada olmadığına yönelik eleştirileri ve kendisini ele alan Sertel, “Ben hayatımın hiçbir döneminde yorulmadım bir kere. Öyle bir şey yok. Yorulmak yok bizde. Yaşam bizim için bisiklete binmeye benziyor. Pedalı çevirdiğimiz zaman düşeriz zaten. Bitti. Öyle bir şey yok. Ben hala aynı tempoda devam ediyorum. Yani Hiçbir sıkıntım yok. Dışlama dersen şu. Ön seçim olsaydı, sandık olsaydı, halk beni dışlasaydı üzülürdüm. Ama parti beni listeye koymadı, üzülmedim. Çünkü sistem o. Ne üzüldüm, ne kırıldım, ne darıldım. Ben mutluyum. Ben hem okuyorum hem yazıyorum hem rahatım” açıklamasında bulundu.

“GÖREVE ÇAĞIRIRLARSA HAZIRIM”

Sertel, “Kişisel olarak hiçbir zaman karar vermedim. Benim kararım toplumsaldır ve topluma bakarım. Eğer toplumdan böyle bir talep varsa, eğer insanlardan böyle bir talep varsa, seni göreve çağırıyorlarsa o göreve hazır ve nazır olmak zorundasınız” diyerek ihtiyaç duyulduğu anda göreve hazır olduğunu ifade etti.

CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ve iptal edilen diplomasını da ele alan Sertel, “Bir kere, iki kere değil, üç kere, dört kere yendi. İktidarı, İmamoğlu ve ekibi ve CHP.

Genel başkanımız çok açık ve net görüşlerini belirledi ve geçen gün televizyonda da söyledi. Ben Özgür Özel’in çok samimi olduğuna ve o konuda çok önemli mesaj verdiğini düşünüyorum. ‘Ekrem İmamoğlu’dur bizim adayımız’ dedi. Olay sonuçlanmadan 16,5 milyon insanın sandığa gidip oy verdiği ve ön seçimde seçtiği bir Cumhurbaşkanı adayımızı daha henüz olay sonuçlanmadan burada tartışırsak doğru olmaz. bu olay sonuçlanır, başka bir mecraya evrilir. O zaman Kılıçdaroğlu’nun o altılı masayı ile çıktığı, işte genel başkan olarak tasvip uygun gördüğü noktada Özgür Özel’in de Cumhurbaşkanı adaylığı elbette ki genel başkan olması noktasında en büyük hakkıdır yani. Biz o konuda da bunu söyleriz.

“DİPLOMA KONUSU EN ÇOK ERDOĞAN’I RAHATSIZ EDER”

Bir arkadaşımız mali müşavir çıkıyor. Ekrem İmamoğlu’yla beraber mali müşavir oluyor. Yıllarca büyük şirketlerin defterlerini tutmuş. Ona ne diyeceksiniz? Nasıl geriye döneceksiniz? Yani böyle bir saçmalığı Türkiye Cumhuriyeti’nde bunlar yaşattılar. Diploma konusu en çok Recep Tayyip Erdoğan’ı rahatsız eder. Çıkarıp gösteremediği bir diploması var. İmamoğlu diploması ise Facebook’ta, Twitter’da falan gösteriliyor. Var. Sınıf arkadaşları var. İptal edilenleri var, edilmeyenleri var. Beraber okuduğu arkadaşları var. Sayın Cumhurbaşkanının diploması konusunda büyük bir sıkıntı var” açıklamalarında bulundu.

“İMAMOĞLU’NUN YILDIZINI PARLATIYORLAR”

İmamoğlu’na yönelik hamlelerin İmamoğlu’nun halk tarafından kabul görmesine sebep olduğunun altını çizen Sertel, “İmamoğlu’nun hakkını yedikçe, saldırıyı arttırdıkça İmamoğlu’nun yıldızını parlatıyorlar. Bizim halkımız çünkü mağdur edilenin yanındadır. Cezaevinden çıkacak. Ve öyle bir ülke olacak ki Türkiye, insan haklarının, özgürlüklerin, demokrasinin olduğu ve insanların yüzünün güldüğü, birbiriyle selamlaştığı, merhaba derken tebessüm ettiği bir ülke olacak Türkiye. Başka çaresi yok. Biz bu ülkeyi kurmak zorundayız ya. Ya mutsuz insanlar ülkesi yakışmıyor benim ülkeme” dedi.